Mete Feridun - Akademisyen: "Öğretmenler protesto etmiş derslere girmemiş. Yahu sen "laik ve bilimsel" eğitim vereceksen ver, sana ne ailesi çocuğunun başını örtmek istiyorsa. Özgürlük yok mu be kardeşim? O dışlanan ve öğretmenlerin derslere girmemesine sebep olduğunu hissettirdiğiniz çocuğun günahı nedir? Ona bu travmayı yaşatarak neyi ıspatlamış oldunuz? Tek tük birkaç öğrenci sessiz sedasız ailesinin inancı gereği seni rahatsız etmeyecek bir aksesuar taksa senin vereceğin eğitim artık "laik ve bilimsel" olmaktan çıkacak mı? Biraz anlayışlı ve kucaklayıcı olamaz mıydınız? Nolacak şimdi ailesi bu öğrencileri başı açık okutmam diye diretirse? Okula gelebilip eğitimlerine devam edebilmelerini mi tercih edersiniz yoksa böyle geleceklerse hiç gelmesinler kafasında mısınız? Bu ülkede toplum arasında az da olsa türbanlı insanlar varsa okulda da olabilmeli, kamu hizmetlerinde de görev alabilmeli. Eğer buna karşıysanız o zaman çıkın deyin ki biz bu ülkede türbanlı insan görmek istemiyoruz, o zaman tutarlı olmuş olursunuz. Bence son derece yanlış. İnsanları zorla sizin "çağdaş" gördüğünüz şekilde davranmaya zorlayarak hiçbirşey elde edemezsiniz, üzgünüm. Öyle olacak olsaydı bu mantık 100 senede Türkiye'de işe yaramış olurdu. Boşu boşuna olay yarattınız ve tuzağa düştünüz. Tebrikler. Şimdi ben böyle düşündüğüm için gerici, siz de ilerici mi olmuş oldunuz yani?" 17 Mart 2025
Turgut Durduran: "Ille da hak ve ozgurluklere "amma" eklenecek. O "amma" eklenirken de guya da yakin tarihden ders alinmish gibi yapilacak." Okul içerisinde dini propaganda yapma özgürlüğü olmalı mıdır soru üzerine: "olması gerek" 18 Mart 2025
Hasan Esendağlı - Barolar Birliği Başkanı: "Yapmayın. Başını örttüğü için bir kız çocuğunun okula alınmaması veya çocuk okuldan çıkarılmadan derslere girilmemesi şeklindeki eylemler, çocuğu cezalandırmaktan ve siyasal bir kavganın objesi haline getirmekten başka bişeye yaramaz. Çocuklar mağdur edilmeden de bu konuya karşı çıkmanın, mücadele etmenin yolları elbette ki vardır. Unutmayalım ki, dün 30 senelik diplomayı iptal edip bugün tutuklama gerçekleştiren hukuksuzluğu Türkiye’nin başına saranları iktidar yapan yolun taşları biraz da Kemalistlerin okullarda yarattığı başörtüsü mağduriyetleri ile döşenmişti." 19 Mart 2025
Aslı Murat - Avukat: "Hata yapmayın. Başımıza çok daha kötü çoraplar örülecek. En kısa zamanda, hak ve özgürlüklerden yana olanlar bir araya gelip bir yol haritası çizmelidir. Planlanan senaryonun başarılı olabilmesi için gereken tüm adımları atıyoruz. Sembollerle mücadele ederken tuzağa düşmemek için bambaşka bir dil ve yöntem bulunması gerekir. Bir çocuğun okula alınmasını engellemeye yönelik eylem pratiği kaybetmeye mahkumdur." 19 Mart 2025
Umut Bozkurt - Akademisyen: "Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun “ortaokullarda başörtüsü yasağını aştık” sözleriyle tanımladığı Bakanlar Kurulu’nun aldığı son karar, toplumda çok tehlikeli bir toplumsal kamplaşma yaratma potansiyelini zaten taşıyordu. Türkiye’de Sunni Islam ve Türk milliyetçiliği üzerine yükselen bir rejimin son yirmi üç yılda nasıl bir baskı ortamı yarattığı, özgürlükleri aşama aşama kaldırdığı en azından o baskı rejimine maruz kalan insanların malumu. Peki bunun karşısında izlenmesi gereken yol ne olmalı? Öncelikle ne olmaması gerektiğiyle ilgili naçizane fikrimi söyleyeyim. Öğrencilerin “Mustafa Kemal’in Çocuklarıyız” diye slogan attığı bir protesto yöntemi birden çok sebepten çok sakıncalı. Bu tarz protestolar zaten Bakanlar Kurulu’nun kararının yarattığı kutuplaşma ortamını daha da alevlendiriyor. Ben orada çalışan bir öğretmen olsaydım, bu tarz bir protestonun mütedeyyin ailelerin başörtülü okula gelmek isteyebilecek kız çocuklarının psikolojisini nasıl etkileyeceğini düşünerek buna izin vermezdim. Okul içinde böyle bir kutuplaşma oluşması böyle öğrencilerin akran zorbalığına uğrama ihtimalini artırıyor. Dahası mütedeyyin bir ailenin kızı, sizden farklı bir anlam dünyasına sahip olduğu için muhtemelen bu meseleyi küçük bir kızın iradesi dışında kapatılması olarak görmeyecektir (böyle insanlar da olabilir tabii, ama çoğunluk olduğunu düşünmüyorum), aksine inandığı dinin gereklerine göre giyinmesinin engellendiğini düşünecektir. Buradaki en önemli sorun, Türkiye’deki Siyasal Islamcı bir rejimin desteklediği bir dünya görüşünü yansıtan sembollere izin verilmesi ve bu sembollerin uzun vadede bu görüşleri paylaşmayan insanlara da dayatılması riskidir. Bunun karşısında yapılması gereken bu sembolleri toptan yasaklayıp, başörtülü kızları okula sokmamak mı? Bence değil. Zira böyle bir ortam, kimilerinin sandığı gibi mütedeyyin bir genç kızda birden bire bir “aydınlanmayı” getirmeyecek. Aksine bu insanları en önemli “başarılarından” biri kamusal alanlardaki başörtüsü yasağını aşmak olan AKP’nin kucağına daha da itecek ve bu ülkedeki kutuplaşma ortamını daha da derinleştirecek. Çözüm bu toplumda belli kesimlerin ifade ettiği gibi okullarda din dersinin seçmeli hale getirilmesi, sadece belirli bir dinin belirli bir mezhebinin sembollerine izin veren değil, inanç özgürlüğüne saygı çercevesinde her inanca eşit yaklaşan bir anlayış geliştirmektir belki. Bu konu ortaokul çocuklarını ilgilendirdiği için izlenecek mücadele hattının hiçbir çocuğu incitmeyecek bir strateji olması lazım. Umarım bundan sonra izlenecek adımları daha sağduyulu ve sakin bir şekilde düşünüp uygulamak mümkün olur." 21 Mart 2025